Gezegenimiz DÜNYA

Anasayfa / Bilim / Gezegenimiz DÜNYA




     Carl SAGAN’ın deyimiyle; gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde yalnız bir toz zerresi. Peki sizce de durum böyle mi? 

Büyüklük ya da küçüklük göreceli kavramlardır yani ne ile kıyasladığımıza bağlı olarak değişen bir durumdur. Dünya ile kendimi kıyasladığımda, ben, Dünya’da nokta kadarım (belki de daha küçüğüm). Peki Dünya, uzay boşluğunda, o sonsuzlukta nasıl görünmekte?  Yaşadığımız gezegen olan Dünya’ya farklı bir açıdan bakmaya ne dersiniz? 
Yukarıdaki video,  10 milyon ışık yılından başlayıp 100 atto metreye kadar inmektedir. Yani video; sonsuz boşluktan başlayıp milyonlarca ışık yılı sonra Güneş Sistemi’ne, Dünyamıza, yeryüzüne, hücrelere, atomlara ve kuarklara kadar inmektedir.


Dipnot:

  • Işık yılı, ışığın bir yılda boşlukta aldığı mesafedir. Bir ışık yılı yaklaşık  10 trilyon km‘dir.
  • Attometre,  atomun içindeki çekirdeği ölçmek için kullanılan bir birimdir. 


Aşağıdaki fotoğraf ise Dünya’nın, 6,4 milyar km uzaklıktan görüntüsüdür. Voyager 1 sondası tarafından çekilmiştir. Carl SAGAN bu fotoğraftan esinlenerek 1994’te yazdığı kitaba “Soluk Mavi Nokta” adını vermiştir.

Carl SAGAN bir konuşmada aşağıdaki fotoğrafı şöyle yorumlamıştır:

     “Şu noktaya tekrar bakın. Orası evimiz. O biziz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor. Tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kâşif, ahlak hocası, yoz siyasetçi, her süperstar, her “yüce önder”, her aziz ve günahkâr onun üzerinde – bir günışığı huzmesinin üzerinde asılı duran o toz zerresinde.

Evrenin sonsuzluğu karşısında dünya çok küçük bir sahne. Bütün o generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün, kazandıkları zaferle bir toz tanesinin bir anlık efendisi oldular. O zerrenin bir köşesinde oturanların başka bir köşesinden gelen ve kendilerine benzeyen başkaları tarafından uğradığı bitmez tükenmez eziyetleri düşünün, ne çok yanılgıya düştüler, birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesliydiler, birbirlerinden ne kadar çok nefret ediyorlardı.
Böbürlenmelerimiz, kendimize atfettiğimiz önem, evrende ayrıcalıklı bir konumumuz olduğu hakkındaki hezeyanımız, hepsi bu soluk ışık noktası tarafından yıkılıyor. Gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde yalnız bir toz zerresi. Bu muazzam boşluk içindeki kaybolmuşluğumuzda, bizi bizden kurtarmak için yardım etmeye gelecek kimse yok.
Dünya, üzerinde hayat barındırdığını bildiğimiz tek gezegen. En azından yakın gelecekte, gidebileceğimiz başka yer yok. Ziyaret edebiliriz, ama henüz yerleşemeyiz. Beğenin veya beğenmeyin, şu anda Dünya sığınabileceğimiz tek yer.
Gökbilimin mütevazılaştırıcı ve kişilik kazandıran bir deneyim olduğu söylenir. Belki de insanın kibrinin ne kadar aptalca olduğunu bundan daha iyi gösteren bir fotoğraf yoktur. Bence, birbirimize daha iyi davranma sorumluluğumuzu vurguluyor, ve bu mavi noktaya, biricik yuvamıza.”



Hazırlayan: Hakan UZUN (Eğitim Bilim Toplum Çocuk)

Referans:
tr.wikipedia.org


İlgili Gönderiler